Vergiden Kaçmak İçin Vakıflar Kullanılabilir Mi?
İlk olarak Vakıflar Kanunu açısından inceleyelim. 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nda Madde 10 ve Madde 26’ya göre vakıf yöneticileri vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadırlar. Vakfın mallarını ve gelirlerini amacına uygun kullanmayan, ağır ihmal veya kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan yöneticiler asliye hukuk mahkemesince görevden alınır. Ayrıca Madde 33’e göre, vakıflar en az yılda bir kez iç denetim raporu düzenleyerek Vakıflar Genel Müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür; ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından amaca ve yasalara uygunluk denetimine tabi tutulur. Kurucunun vakıf kaynaklarını kendisine "bağış" adı altında aktarması vakıf amacına aykırılık teşkil eder.
Gelir Vergisi Kanunu Madde 89/4’e göre; mükellefler, beyan edilen gelirlerden bağış indirimi yapabilmek için bağışın “Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara” yapılmış olması gerekir. Ayrıca Cumhurbaşkanınca muafiyet tanınmış olsa dahi indirilebilecek bağış ve yardım tutarı beyan edilecek gelirin en fazla %5'i (kalkınmada öncelikli yörelerde %10'u) ile sınırlıdır.
Diyelim ki para bir şekilde vakıftan kurucunun şahsi hesabına "karşılıksız/hibe" olarak aktarıldı. 7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Madde 1 ve Madde 2/d’ye göre Malların veraset yoluyla veya her ne suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda (hibe/karşılıksız) bir şahıstan diğer şahsa intikali Veraset ve İntikal Vergisine tabidir. Ayrıca Madde 16’ya göre Vakıftan gerçek kişiye yapılan ivazsız aktarımda, 66.935 TL'lik istisnayı aşan tutar üzerinden %10'dan başlayıp %30'a kadar varan oranlarda ivazsız intikal vergisi tahakkuk eder.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Madde 3/B’ye göre Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Şahsın vergiden kaçınmak amacıyla parayı vakfa sokup ardından tekrar kendi şahsi hesabına alması iktisadi icaplara aykırıdır (peçeleme işlemi). İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan bu durumun ispat külfeti mükellefe aittir. Madde 341 ve 344’te de belirtildiği üzere Gelirin haksız yere indirim konusu yapılması veya vergilendirme dışı bırakılması vergi ziyaı sayılır ve ziyaa uğratılan verginin en az bir katı tutarında vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi uygulanır. Madde 359’a göre ise defter ve kayıtlarda gerçek durumu yansıtmayan işlemlerin yapılması, yanıltıcı mahiyet taşıyan kayıtlar tutulması halinde kaçakçılık hükümleri kapsamında değerlendirme yapılarak adli mercilere suç duyurusunda bulunulur.
Sonuç olarak; sosyal medyada her gördüğümüz bilgiyi doğru kabul etmemeli, özellikle hukuki konularda kanun ve mevzuatları okuyup aklımıza takılan yerlerde işin profesyonellerinden bilgi almalıyız.